DJ’lik Yaparken Öğrendiğim 4 Girişimcilik Dersi

Başlık kulağa nasıl geliyor, tahmin edebiliyorum. Ama hiç şakam yok.

Bu heves sadece bende mi bilemiyorum, ancak çocukluktan beri DJ’lik yapmak istemişimdir. Birkaç dakikada verilen ani bir karar ile DJ’lik sahnesine (odam) hızlı bir giriş yaptım. Müzikal ve manevi olarak tatmin ettiği kadar, girişimciliğe dair de çok ilginç dersler aldım.

İşte bu öngörülerden, en değerli bulduğum dört girişimcilik dersi:

Girişimcilik dersi 1: Her zaman senden daha iyi bir Asyalı vardır.

Her ne kadar kalıplara karşı olsam bile, Asyalı dostlarımızın birçok alanda inanılmaz başarılı olduğu su götürmez bir gerçek.

Şaka bir yana, gerek DJ’lik gerekse girişimcilik olsun; her zaman bizden daha iyi birileri olabiliyor. En tepeye oturmak cazip geliyor olabilir, ancak bu çoğu zaman mümkün olmaz. Aynı düzeyde çalışsan bile, çok daha fazla sonuç alan birileri her zaman vardır. Ancak buradaki ders, bunu kabullenip günlüğüne ağlayarak yazmak değil.

Ders mutlu olmak. Birilerinden daha iyi olduğun için değil, kendince iyi olduğun için. Etrafıma baktığım zaman, çoğu insanın mutluluğunun belirli bir azınlıkta olmalarından kaynaklandığını görüyorum. İnsanlar; çeşitli konularda iyi oldukları için değil, çoğu insandan daha iyi olduğu için mutlu oluyor.

Bu tutumun ne kadar toksik olduğunu hepimiz biliyoruz. Kişisel gelişim “guruları”ndan rol çalmak istemesem bile, mutluluğun içten gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Belirli sınırlar aşıldığı için mutlu olmak, bana hamster tekerleklerini hatırlatıyor. Peki ya gerçekten dünyanın en iyisi olursak? O zaman kimi küçümseyerek mutlu olacağız?

girişimcilik-mi-yoksa-işsizlik-mi

Girişimcilik dersi 2: Zaman, faiziyle işler.

Bazen üzerime motivasyon yıldırımı düşmüş gibi hissediyorum. Bana kalsa o an içerisinde tüm kitapları okur, videoları izler ve dersleri çıkarır, üzerine de 2020 plaj mix’i yaparım.

Bu motivasyon patlamalarını senin de yaşadığını biliyorum. İnsanı fiziksel ve psikolojik anlamda fazlasıyla yorabilirler. Özellikle gece yarısında dizi izlerken gelen motivasyona bir türlü anlam veremiyorum, o saatte dizi izlemeyi bırakıp makale okumaya başlamam mı gerekiyor?

Bu motivasyon “atakları”, sadece zarar verir. Girişimcilik -ve de DJ’lik-, 200 metre koşusu değil. Kendini bu kadar hırpalamak, uzun vadede seni çok daha geriye götürür. Daha da kötüsü: tutkunu kaybetmene bile neden olabilir. Böylece tüm LinkedIn gurularını da karşıma almış oldum. Evet, bu işte “tutkulu”yum; hayır, 20 saat boyunca çalışmıyorum.

Tam da bu yüzden, işlerini zamana bırak. Bir haftadaki tek günde 10 saat pratik yapmak yerine, yedi günde 10 saat pratik yap. Bu sayede pratik yaparken vücudun ve zihnin hep dingin olur. Bu da, senin çok daha iyi olmanla sonuçlanır. Faizi işte buradadır: tutkun hep kor halinde kalır. Bir gün yanıp tutuşmak için tutkunu küle çevirme.

[convertful id=”50190″]

Girişimcilik dersi 3: Anlatana bakma, yapana bak.

LinkedIn guruları, lütfen sakin olun. İş kitaplarınızın harika bilgiler içerdiğine eminim, ama önce beni dinleyin.

Girişimciliğe dair en çok satılmış kitapları incele. Kaçı, bir girişimci tarafından yazılmış? Şu an bana yönelttiğiniz eleştiriyi de biliyorum.

Ancak hayır, girişimcilik siyah kemer yasaklı jutsu hamlesi değil. Thanos gibi “Ben diğerlerini, kendim ulaşamadığım hazineye yönlendiririm” diyenler mi var yoksa? Üzgünüm, ama ben almayayım.

Bu işi yapanlardan öğren. En büyük başarısı “best-seller-author” olan insanlardan değil. Çeşitli platformlarda DJ’liğe dair fazlasıyla içerik var. Peki en yararlısı ne dersiniz? DJ’lerin sahnelerini izlemek.

İş dünyasına dair yazılmış kitapların %99’unu okumayı bıraktım. Felsefe ve tarih okuyorum. Eğer Malcolm Gladwell, X araştırmasından yararlanarak Y kitabını yazmışsa; X’i okuyorum. Belki Y’nin özetine bakarız.

bu-girişimcilik

Girişimcilik dersi 4: En alttan başla, ve bundan hiç gocunma.

Ne yazık ki tüm DJ adayları Martin Garrix gibi 16 yaşında Animals seviyesinde parçalar yapamıyor, bunu kabullenmek lazım. İşte girişimcilik bağlantısı:

Eğer aynı parça 26 yaşında çıkarılmış olsaydı, birçok insan için pek de önemli olmazdı. Ama 16 yaşındaki bir çocuk yaptığı için, oldukça sıra dışı bir başarı. Hatta bu başarı, çoğu insanda hafif bir rahatsızlık duygusu bile uyandırabilir. Peki neden?

İnsanları yeni şeyler denemekten alıkoyan en büyük nedenlerden bir tanesi, en alttan başlarken görünmektir. Sıkıntı en alttan başlamak bile değildir, sadece bu durumun görünmesi rahatsızlık verir. Özellikle insanların yaşı ilerledikçe, sadece bu sebepten dolayı yeni şeyler denemekten kaçınabilirler.

Üstelik, 16 yaşında bir DJ adayı bile; Martin Garrix’in bu başarısı karşısında korkuya kapılabilir. “Millet 16 yaşında neler yapmış, biz neler yapıyoruz?!”

Ne olursa olsun, en alttan başlamaktan gocunma. Dünyanın en berbat DJ’i olsan bile, bu durumdan çekinme. Kötü mixler yapmaktan kaçınmanın en iyi yolu, hiç mix yapmamaktır. Aynı durum, hayatın her alanında geçerlidir. Yaş ilerledikçe yeni şeyler denemekten kaçınırız. Çünkü hep, bizden çok daha genç ve çok daha yetenekli insanlar -muhtemelen Asyalı- vardır.

Bu durumun üstesinden gelmenin iki yolu vardır; Ya hiçbir şey denemezsiniz, ya da olana kadar her şeyi denersiniz. Her zaman ikinci yolu seç. İnsanların senin yazılarını okumaması cesaretini kırmasın (Örnek: A). Çünkü Seth Godin, ilk yazısı kötü diye yazmayı bırakmadı; Elon Musk, ilk denemeleri ona milyonlar kazandırmadı diye girişimcilikten vazgeçmedi; Martin Garrix’in yaptığı ilk şarkı Animals değildi. Lafın özü; en alttan başla, ama bundan gocunma.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir