Ders Çalışma: Deha Olmayanlar için Çalışma Rehberi

Ders çalışmak denildiği zaman hala tüylerim ürperiyor.

Özellikle liseye başladığımda; normal bir insanın nasıl onlarca dersi, yüzlerce konuyu ve binlerce noktayı aklında tutup başarılı olabileceğini anlamamıştım. Ders çalışma konusundaki şaşkınlığım, kendime bir üniversite hedefi koyana kadar devam etti.

Ama sonra, yanlış yaptığım noktaları anladım. Ders çalışmama engel olan alışkanlıklarımı değiştirdim. Sonuçlar beni şaşırttı, çünkü bunların neredeyse hiçbirini öğretmenlerimden duymamıştım.

Gerek YKS -üniversite sınavı- gerekse LGS -lise sınavı- olsun, ders çalışma konusunda istisnasız herkesin rahatlıkla uygulayıp sonuç alabileceği bir rehber geliştirmeye karar verdim.

1. Adım: Ders Çalışmak Öcü Değildir, Ama Kimse Sevmez

ders-çalışan-çocuklar

Böyle bir varsayımın nasıl oluştuğunu bilmiyorum, ancak ders çalışan herkes bundan zevk almıyor. Bir insanın günde 10 saat çalışabilmesi, bundan hoşlandığı anlamına gelmiyor. Bildiğiniz üzere, ders çalışmak pek de keyifli değildir.

Her ne kadar başlıkta abartarak kimsenin sevmediğini söylesem bile, bazı insanlar ders çalışmayı sever. Gerçekte, çoğunluk ders çalışmayı sevmez. En başarılı olanlar dahil.

Bu basit yanılgı, çoğu öğrencinin ders çalışmadığı için başarılı olamayacakları gibi çok daha büyük bir yanılgıya sebep oluyor. Eğer ders çalışmayı sevmiyorsanız, -ki büyük ihtimalle sevmiyorsanız-, pek de şanssız sayılmazsınız. Bu duruma rağmen başaran insanlar, dersi severek çalışan insanların sayısından çok daha fazla. Artık başarılı olabilmek için ders çalışmayı sevmenize gerek olmadığına ikna olduysanız, ikinci adım ile devam edelim.

2. Adım: Ders Çalışmak Koca Bir Pasta Olsaydı, En Başarılılar Tek Bir Dilim ile Başlardı

Bir motivasyon patlaması sonucunda masanıza tüm kitapları yığmak çok çekici geliyor, biliyorum. Ama bunun kimseye faydası yok.

Bir şeyi öğrenmeden önce yapmanız gereken ilk şey, neleri öğrenmeniz gerektiğini öğrenmektir. Yani; spesifik olarak hangi sayfalardan veya konulardan sorumlu olduğunuzu öğrenmeniz gerekiyor. Çünkü bu, ders çalışma pastasını dilimlemek için ön koşuldur.

Öğrenmeniz gereken her şeyi belirleyin. Derslere, ünitelere ve konulara ayırın. Konuları da alt konulara. Koca pasta yüzlerce dilime bölündü.

Şimdi size bir süre kısıtlaması gerekiyor. Ne zamana kadar öğrenmeniz lazım? Yarına? Haftaya? Üniversite sınavına?

Aradaki süreyi mümkün olduğunca bölün. Yılları aylara, ayları haftalara, haftaları günlere. Bu sayede elimizde çeşitli zaman dilimleri olacak. Öğrenmemiz gereken ders dilimlerini, bu dilimlere eşit bir şekilde dağıtmamız gerekiyor. Sıkıcı olabileceğini biliyorum, ama plan yapmadan önemli bir sınava hazırlanmak; okyanusta radarsız ve pusulasız dolaşmaya benzer. Öğrenmeniz gereken dilimleri, zaman dilimlerine eşit ve gerçekçi bir şekilde dağıttınız. Peki bundan sonra ne olacak?

[convertful id=”50190″]

3. Adım: Gürültüden Sıyrılın

dikkati-dağılmış-çocuk

Düşünce şeklimizi değiştirdik, planımızı yaptık. Sıra ders çalışmaya geldi. Burada vereceğim tüyoyu hayatınızın her alanında uygulayabilirsiniz.

Bu ülkede milyonlarca insan ders çalışmanın kolay yollarını ve hilelerini aradığı için gerekli gereksiz binlerce içerik var: Hiçbirine takılmayın, gürültüden sıyrılın. Ders çalışmak sihir değil.

Okuldaki öğretmeniniz, telefonu saklamanız gerektiğini söyleyebilir. Youtube’da izlediğiniz “ders gurusu” pomodoro tekniği ile çalışmanızı tavsiye edebilir. Instagram’daki fenomen Boğaziçi öğrencisi, Feynman tekniğini size dünyanın çalışma sırrıymış gibi anlatabilir. Benim gibi “çok-bilmiş” bir blog yazarı ise Cornell tekniği ile not tutmaktan başka bir şey gerekmediğini savunabilir.

Sadece kuru gürültü.

Dikkatinizi dağıtan şeylerden uzak durun -evet, buna telefon da dahil-, sık sık mola verin ve tekrar yapın. Yukarıda okuduğunuz tüm “havalı” teknikler ve dolayısıyla ders çalışmak, bu üç fazlasıyla basit şeye dayanır. Pomodoro, Cornell ya da Feynman denemek istiyorsanız; karar sizin, ancak hiçbiri performansınızı %100 değiştiremez. Eğer bir şey -bu durumda bir teknik-, kulağa gerçek olamayacak kadar iyi geliyorsa, çok büyük ihtimalle gerçek değildir.

Harry’nin asasını aramayı bırakın ve çalışmaya başlayın. Sık mola vermek, odaklanmak ve tekrar yapmak; ihtiyacınız olan tek taktik. Ders çalışmanın 4-4-2’sini arayarak vakit kaybetmeyin. Bunu söylemem sizi hayal kırıklığına uğratmış olabilir, ancak bu, ders çalışmak üzerine aldığınız en iyi tavsiyeydi. Zamanla daha da anlaşılacak.

4. Adım: Bariz Ama Unutulan Gerçek

ders-çalışan-kız-çocuğu

Hayatın herhangi bir alanında yapılan herhangi bir çalışmada olduğu gibi, ders çalışmak da biraz yolculuk yapmaya benzer.

Her yolculuğun keyifli, komik, hüzünlü ve sinirli zamanları olabilir. Hemen hemen her yolculukta, bir noktada pes etmeye çok yaklaşırsınız. Hedefleriniz ile aranızdaki mesafe gözünüzde büyür. İsteklerinizden çok uzak olduğunuzu düşünürsünüz.

İşte bu anlarda, dikkatli olmazsanız, tüm emekleriniz boşa gidebilir. Buna karşı alacağınız en iyi önlem; zor zamanların kaçınılmaz olduğunu bilmek ve hedefinizi unutmamaktır.

Ne zaman üniversite sınavına hazırlanan birisiyle konuşsam, benzer şeyleri duyuyorum: Netler artmıyor, artık çok sıkıldım, süre yetmiyor, daha çok var, vs…

Bunu duymaya ne kadar ihtiyacınız var, bilemiyorum ama: Çalışmayı bırakmazsanız o netler artacak. Eğer sıkıntıya direnirseniz o sınav bitecek. Süre tutarak deneme çözerseniz o süre yetecek. Arada aylar ve hatta yıllar olsa bile, o sınav günü gelecek. O gün geldiği zaman, keşkeleriniz olmasın.

Ve keşke dememek için tek yol; ne olursa olsun pes etmemektir.

Uçamıyorsan koş, koşamıyorsan yürü, yürüyemiyorsan sürün; ama ne olursa olsun ilerlemeye devam etmek zorundasın.

Bu yazı ilgini çekebilir: Mesele Ne Kadar İyi Olduğun Değil, Ne Kadar İyi Olmak İstediğin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir