Google Nasıl Yönetiliyor?

Google, günümüzde faaliyet gösteren en büyük şirketlerden birisi. Google’sız yaşamı düşünmek, aksini düşünmekten çok daha zor. Milyarlarca liralık hacim, on binlerce birinci sınıf mühendis ve çalışan, arama motorlarından tutun e-posta uygulamalarına kadar birçok alanda “yıkıcı” inovasyonlar. Peki tüm bu başarının arkasında ne var? Google, nasıl yönetiliyor?

Google Nasıl Yönetiliyor kitabını çok özel kılan şeylerden birisi, kitabı yazan insanlar. Kitabın yazarları bağımsız araştırmacılar veya gazeteciler değil, Google’ın yönetim kurulunda bulunan insanlar. Aynı zamanda kitabın ön sözünü, Google’un kurucusu Larry Page kaleme almış. Kitabın içeriğine gelecek olursak; işe alımlar, şirket kültürü, ve strateji gibi konulara yer verilmiş. Gelin, her bir başlık altında Google’ın yönetilme biçiminden dersler çıkaralım.

Kültür

Şirket kültürü demek evcil hayvan dostu ofisler ve “eğlenceli” partiler demek midir? Yoksa birçok şirket henüz kültürün ne demek olduğunu bilmiyor.

Şirket kültürü dediğimiz kavram, startup dalgalarıyla beraber bir hayli değişti. Startuplardaki ivmelenmeyi fark eden köklü şirketler, bu kültürün çalışma alanlarına yapılan yatırım ile doğru orantılı olduğunu düşündüler. Ancak yazarların belirttiği üzere, pahalı koltuklar iyi bir kültürü getirmezler. İyi bir kültürü oluşturmak daha çok insanların kurduğu ilişkilere bağlıdır.

Kültür satın alınmaz, inşa edilir!


İnsanların kurduğu ilişkileri kontrol etmek pek gerçekçi olmadığından dolayı, kültürü oluştururken dikkat edilmesi gereken en önemli aşama işe alımdır. Hatta Schmidt ve Rosenberg’e göre, bir şirketteki en önemli aşama işe alımdır. Üretken akıllar bulunmadan bir şirketin “startup kültürü”ne ulaşması mümkün değildir. Üretken akıllar sorunları tespit eder, çözüm bulur ve harekete geçerler. Bu meraklı insanlar şirketin en değerli varlığıdır. Öyle ki; Google, içerisinde bulunan istisnasız her çalışanı işe almadan sorumlu olarak görür. İşe alımlar İK’nın değil, tüm şirketin görevidir.

Üretken akıllar Google’ın bel kemiğidir. Kültürü oluştururken odak noktamız ofis değil, bu üretken akıllar olmalı. Google bu dahilerin birbirleriyle kaynaşmasını, sürekli iletişimde kalmasını ve çalışırken eğlenmelerini teşvik ediyor. Onlara istedikleri herkese ulaşabilecekleri ve güzel vakit geçirmelerini sağlayacak bir ortam sunuyor. Onlara kendi yan projelerinde çalışma fırsatı veriyor, bu sayede hem inovasyon hem de çalışanların kendilerini iyileştirmeleri için fırsatlar ortaya çıkıyor. Google’ın bu konudaki tutumu tek cümle ile özetlenebilir: “Üretken akılları bulup, onların önündeki tüm engelleri kaldırarak potansiyellerini gerçekleştirmeyi sağlamak“.

Strateji

Google’ın stratejisi, startuplara aşina olan insanlara çok tanıdık gelecektir. Google, ürünlerinde kullanıcıyı müşterinin önüne koymakta tereddüt etmiyor. Örneğin arama motorundaki bir değişiklik reklamların daha az tıklanma almasını sağlayacak ancak kullanıcıların istedikleri sonuçlarını bulmalarını kolaylaştıracak ise, burada kesin olarak kullanıcı yararına olan aksiyonu alıyor. Burada Google’ın kar amaçlı bir şirket olmasına rağmen neden böyle bir tutum izlediğini merak edebilirsiniz. Sonuçta para bırakan insanlar, para götüren insanlardan daha önemlidir; değil mi? Tek taraflı bir denklem olsaydı, kesinlikle doğru. Ancak para götüren insanların sayısı (reklamlara tıklayan, aramayı kullanan) para bırakan insanların sayısı ile doğru orantılı ise (reklam veren şirketler ve şahıslar) kullanıcı deneyimini iyileştirmek dolaylı olarak gelirleri arttırabilir. Daha iyi sonuçlar eşittir daha çok kullanıcı, daha çok kullanıcı eşittir daha çok reklam veren; sonuç: daha çok gelir.

Google, mühendisliğe takıntılı. Bunun sağlıklı olup olmadığını bir yana bırakırsak, Google’ın aslında Apple’a rakip olarak çıkardığı ürünleri daha iyi anlayabiliriz (estetik, mühendislik karşısında). Google, uzun bir zaman boyunca şirketine sadece mühendis kattı. Yanlış okumadınız, eğer mühendislikle bağlantılı bir geçmişiniz yoksa; ön muhasebede bile çalışamazdınız. Google’ın bir diğer stratejisi ise tam olarak bu. Mühendislerin işi bildiğine güveniyorlar. Yeri geldiğinde müşteri ve kullanıcıları dinlemeyerek yıkıcı inovasyonlar yapmayı biliyorlar.

Stratejiye dair eklemek istediğim son madde ise, rekabetteki tutumu ile alakalı. Google, ilk çıkan arama motoru değildi. Yani Google, pazardaki diğer büyük oyunculara bakarak odak noktasını kaybetmedi. Tek derdi iyi bir ürün yapmaktı. Yıkıcı İnovasyon ve Sıfırdan Bire yazılarımda rekabetin bir şirketi nasıl tüketebileceğinden bahsetmiştim. Neyse ki, rekabet pek Google’ın umurunda değil.

Kazananlar kazanmaya odaklanır, kaybedenler kazananlara.

İşe Alım

Google mülakat soruları, yazılımcılar arasında efsanedir. Sadece bu mülakat soruları için hazırlanan çeşitli kurslar, websiteleri ve makaleler bulunmaktadır. Google, işe alımlarını çok ciddiye alıyor. Benim en ilginç bulduğum ise, “Pozisyonun aciliyeti, kaliteden taviz verdirecek kadar önemli değildir” yaklaşımları oldu. Ne kadar ihtiyaçları olursa olsun, kesinlikle taviz yok. Koskoca bir kültürü, üretken akılların üzerine inşa ettiklerini hatırlarsak neden bu kadar katı olduklarını anlayabiliriz. Bu konuya o kadar önem veriyorlar ki, şirketin ilk dönemlerinde kurucular binlerce mülakata girmişler. Hatta bunu şöyle ifade ediyorlar: “En önemli işimiz, işe alımlardır“. C seviyesindeki yöneticilerin çok sık mülakatlara girdiklerini söylersek, herhalde abartmış olmayız.

Google’da işe alımdan sadece İK değil, herkes sorumlu. Ve bu sadece şirketin “vizyon ve misyon” tabelasının altına yazdığı, kimsenin okumadığı bir madde değil. Gerçekten, işe alımdan herkes sorumlu. Öyle ki, şirket herkesin en az bir kişiyi referans göstermesini istiyor. Zaten herkes en az bir üretken akıl tanıyor olmalı, öyle değil mi?

Görüşlerim

Sonunda birisi bu düşünceleri sesli dile getirmiş diye geçirdim içimden. Artık kültürün ne olduğunu öğrenmenin vakti geldi de geçiyor. Türkiye’de “startuplaşmaya” çalışan şirketlerin başucundan ayırmaması gereken bir kitap. ABD gibi ülkeler her ne kadar bu alanlarda “Genç Yetişkin” sınıfına gelmiş olsa bile, Türkiye hala emekliyor. Bu değişimi doğru yönetmek adına, belki de en başta bu değişim dalgasını başlatan insanların tecrübelerine dikkat etmek gerekiyor. Şirketlere veya Google’a ilginiz varsa, düşünmeden okumaya başlayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir