Orijinaller: Geleneklere Uymayanlar Dünyayı Nasıl İleri Taşıyor?

Hepimizin orijinallik için bir tanımı var. Steve Jobs’tan tutun Bill Gates’e, Jeff Bezos’tan tutun Elon Musk’a kadar birçok orijinal insanın geleceği şekillendirmesine şahitlik ediyoruz. Bu orijinal insanlar konusunda hemen hemen herkesin bazı ortak görüşleri mevcut, bu insanların “sıradan” olmaması gibi. Adam Grant; Orijinaller kitabında ilham aldığımız liderlerin aslında bizlerden bazı konularda pek farklı olmadığını, hatta birçok korkumuzun ortak olduğunu söylüyor.

İktisatçı Richard Cantillon’un türettiği “girişimci” sözcüğü, sözlük anlamıyla risk alan anlamına gelir. Girişimcilik söz konusu olduğu zaman, herkes risklerden bahsetmeye başlar. Gerçekten de girişimciliğin bu kadar ödüllendirici olmasının sebebi, barındırdığı büyük riskler olabilir. Grant, burada hepimizin aklından geçen ancak pek dillendirmediğimiz bir düşünceye dikkat çekiyor: Büyük girişimcilerin aldıkları riskler ve “cesaretleri”. Aslında rol model olarak kabul ettiğimiz insanların birçoğunun risk alma konusunda sıradan insanlara benzediklerinin örnekleri mevcut.

Wozniak’ın, Jobs ikna etmeseydi hayatı boyunca HP’de çalışmaya devam etmek istediğini biliyoruz. Martin Luther King’in de birçok kez ikna edilmesi gerekmişti. Google’un kurucuları; eğer doktora çalışmalarında çok ilerlemiş olsalardı, Google için eğitimlerini riske etmeyeceklerini dile getirmişti. Bu örnekler ekstrem olabilir, ancak buradan çıkarmamız gereken ders şu: Büyük girişimciler, konu risk almaya geldiği zaman psikolojik açıdan bizden çok da farklı değiller. Onlar da korkuyorlar.

En iyi girişimciler en çok risk alanlar değillerdir. En iyi girişimciler, risk almayı bile risksiz hale getirir.

Linda Rottenberg

Bunları okumak insanı yaralıyor. Birileri sırf onları itmediği için, kaç tane Wozniak, kaç tane Michelangelo, kaç Martin Luther King tarih sahnesinde parlamadan göçüp gitti; tahmin bile edemeyiz.

Michelangelo’nun en popüler eserlerinden birisi: Adem’in Yaratılışı

Mozart: 600+
Beethoven: 650+
Bach: 1000+
Einstein: 248
Picasso: 1800+ tablo, 1200 heykel, 2800 seramik, 12.000 çizim, baskılar, kilimler ve goblenler
Maya Angelou: 166
Edison: 1093

Yukarıda hemen hemen herkesin yaratıcılıkta önde gelen diye adlandırabileceği birkaç ismi görüyorsunuz. Yanlarındaki sayılar ise kendi alanlarında ürettikleri eserlerin miktarı. Mozart, Beethoven ve Bach toplamda 2250’den fazla eser bestelemiş olmasına rağmen; Londra Filarmoni Orkestrası klasik müziğin en büyük 50 yapıtını seçtiğinde üçünün toplam 14 eseri bulunuyordu. Bach’ın 1000+ bestesine rağmen, en büyük 50 yapıt arasında sadece üç eseri vardı. Einstein, görelilik kuramı ile fizik dünyasını çalkalamıştır. Peki ya geriye kalan 247 eseri? Birçoğunun etkisi yok denecek kadar azdı. Picasso’nun şok edici sayıdaki eserlerini yukarıda görüyorsunuz. Siz bu sayıları okurken aklınıza kaç tane Picasso eseri geldi? Maya Angelou, “Still I Rise” (Yükselirim Yine) şiiri ile tanınır. Bu klasik şiirinin yanında 165 tane daha şiiri vardır, ancak hepsini toplasanız yine de etkileri kıyaslanamaz. Edison, 1093 tane patente sahipti. Kaç tane Edison icadını hatırlıyoruz? Ampul?

Thomas Edison

Şimdi gelelim bunları anlatma sebebime… Sizlere orijinal fikir bulmanın yolunu, örneklerle göstermek istedim. Mevzu bahis fikir olduğu zaman; önemli olan nitelik değil, niceliktir. Her alanda, önde gelen yaratıcılar klasikleşmiş eserlerinin yanında teknik bakımdan sağlam olan başka birçok eser üretirler. Ancak buna rağmen, sadece belli başlı eserleri ile anılırlar. İşte bu yüzden, fikir üretmek -iyi fikir üretmek- amacımız ise, çok fazla fikir üretmeliyiz. Bu fikirler arasından orijinal olanlar, kendini belli edecektir.

Yenilikçi bağlantılar kuracaksan deneyim kümen herkesinkinden farklı olmalı.

Steve Jobs

Bir diğer dikkat çekmek istediğim ilginç nokta ise, ertelemek. Ertelemenin faydaları. Martin Luther King’in meşhur “Bir hayalim var” konuşmasını son gece yazdığını, hatta kürsüye çıkarken bile değişiklikler yaptığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Asıl ilginç olan ise, “Bir hayalim var” orijinal metinde hiç yer almamıştı. Tamamıyla doğaçlamaydı.

Bunun gibi birçok örnekten yola çıkan Grant, stratejik ertelemenin önemini ve “tez canlı” olmanın dezavantajlarını vurguluyor. Grant’e göre o konuşmanın mükemmel hale gelmesinde ertelemek büyük bir rol oynamıştır. Bunu iki bağlamda değerlendirebiliriz:
1) Konuşmayı yazmak ertelenmiştir. Bu sayede düşünmek için daha fazla vakit olmuş, bu sayede kaleme alınanlar daha rafine hale gelmiştir. Ertelemenin birincil faydası budur. Düşünmeye olanak sağlar.
2) Konuşmayı yazmak ertelenmiştir. Bu sayede konuşma, daha doğal ve doğaçlamaya açık hale gelmiştir. Kürsüye çıkmadan önce bile son saniye güncellemelerine sebep olan durum, konuşmanın ertelenerek plansız bir şekilde yazılmasıydı. Eğer konuşma ertelenmeseydi, konuşmanın her bir kelimesi çok detaylı ve derin şekilde planlanacaktı. Bu da, -tahmin edebileceğiniz üzere- konuşmayı doğallıktan uzaklaştıracaktı. İşte ertelemenin ikincil faydası da budur. Doğallaştırır.

Gri: Tüm Startuplar, Mavi: En hızlı büyüyen Startuplar

Bir süredir, başarılı girişimcilerin yaş ortalaması tartışılıyor. Çoğu insanın tahmin ettiği gibi, başarılı girişimlerin genellikle 20’li yaşlarda ve yurt odalarında ortaya çıkmadığını artık biliyoruz. Grant, kitabında neden başarılı girişimcilerin yaş ortalamasının 45 olabileceğine dair yeni bir açıklama getiriyor.

Grant, yenilikçileri iki şekilde tanımlıyor: Kavramsal veya deneysel. Eğer kavramsal yenilikçi iseniz, bilimsel bir kuram geliştirerek deneme yanılma olmaksızın başarıya çok erken yaşta tecrübe gerektirmeyen bir şekilde ulaşabilirsiniz. Birçok girişimin böyle işlemediğini fark etmişsinizdir. Girişimciler, “deneysel yenilikçi” olarak tanımlanabilir. Bu yenilikçiler, çok sayıda deneme yanılma yaparak veri toplarlar. Bu veriler ile, gittikçe daha iyi çıkarımlara vararak girişimlerini başarıya ulaştırabilirler. Bu mantığın, Eric Ries’in “Yalın Startup” felsefesi ile uyuştuğunu görebilirsiniz. Ries, girişimcilerin varsayımları sürekli test ederek -yani deneyip yanılarak- başarıya ulaşabileceğini söylüyordu.

Görüşlerim

Grant’in Orijinaller kitabına bayıldım. Ancak bunun sebebi kitaptaki her düşünceye katılmam değil, hemen hemen her düşüncenin karşısında olmam. Grant, bana farklı bir bakış açısı sundu. Girişimcilerin risk konusunda bize benzemediğini, fikir konusunda niteliğin nicelikten üstün olduğu gibi birçok düşüncemle çatıştı. Bildiklerimi bana tekrar eden değil; bu kitap gibi, düşüncelerime şüphe ile bakmamı sağlayan kitapları seviyorum. Adam Grant’in Orijinaller kitabını mutlaka okuyun. Bu kitap, size çok farklı bir bakış açısı sunacak.

Koskoca 2 ayı devirdik. 3. aya başladık bile. Zaman çabuk geçiyor. Aşağıda e-posta adresinizi bırakarak blog’uma abone olabilirsiniz. Aynı zamanda faydalı bulduysanız arkadaşlarınız ile paylaşmayı unutmayın. Hepinize teşekkürler!

“Orijinaller: Geleneklere Uymayanlar Dünyayı Nasıl İleri Taşıyor?” hakkında 1 yorum

  1. Geri bildirim: Üretkenlik Rehberi - Üretkenlik Nedir, Nasıl Üretken Olunur? | Deniz Göçer

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir